Ogretmen ogrencilerine sormus "Bilgisayar erkek mi disi mi sizce?" Kiz ogrenciler :Bilgisayar erkektir. Cunku bilgisayarlar aslinda sorunlari cozmek icin yaratilmalarina ragmen omurlerinin dortte ucunu sorun yaratarak gecirirler. Daha da onemlisi bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis olsaydiniz cok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi gorup pisman olursunuz..
Erkekler Diyor Ki : Bilgisayar disidir. Cunku onun mantigini yaraticisindan baska kimsenin anlamasi mumkun degildir.Yaptiginiz en ufak hatayi bile hafizasina kaydedip tekrar tekrar onunuze koyar. Ve bir bilgisayar aldiktan sonra fark edersiniz ki,asil parayi ona gereken aksesuarlar icin harcamak zorundasiniz.
Acı kaybımız 3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi'yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ''Abi onlar kış uykusuna yatar'' cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
Annemin Maceraları Shrek'in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele tutuşmuş Shrek ve Fiona'yı gören annem, 'Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?' diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
Alfabe Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: 'Örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?' deme cesaretini gösterdiği için.
Annem! 'Bu taraf bitti.' diye CD'yi arkasına çeviren ve sonra da 'CD çalar çalışmıyor!' diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
Modem Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem 'Bu ne?' diye sordu. Ben de kolay anlasın diye 'Hani benim bilgisayarım var ya onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu.' diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni; 'Yani modem bu' dedi ve konu kapandı...
Yaz Okulu Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite öğrencisine gelsin. Bu yaratıcılığa şapka çıkartılır.
Alman yazar Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp 'Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır' diyen hocaya, 'Niye, kağıt bulamamış mı?' cevabını veren arkadaşa gönderelim.
Düz mantık Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.
İngilizce yazılısı Bir alkış da ingilizce sınavında 'Nice ........' şeklindeki boşluğu 'Nice mutlu yıllara!' şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
Hugo'lar Beşledi Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo'ya 'Beşinci Hugo' diyen arkadaşımıza gelsin.
Ne zaman? Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu; 'Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin.' Uyarılar özellikle babama yönelikti; 'Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma.' Babam daha fazla dayanamadı ve sordu; 'Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?'
Havale Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: 'Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?' Teyzem cevap veriyor: 'Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.'
Lamba Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: 'Bacım o geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.' Hacim nedir? Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: 'Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.' Öğrencimizden gelen cevap: 'Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?' Asabi Polis Hareketli bir Bağdat Caddesi akşamında, polis abilerimiz rutin olduğu üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye yaklaşılır ve; ''Ticari, bekleme yapma, devam et.'' anonsu yapılır. Camdan eliyle '1 saniye' işareti yapan taksiciye, ikinci ve çok manidar anons gelir ardından; ''Ticari, benne pölümüye girme! Devam et dedik!''
Keskin zekâ diye ben buna derim. Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, göl kenarında, kucağında kocaman bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış..
'Avlanma izniniz var mı?..' diye sormuş, polis müdürü..
'Yok..' demiş adam, 'Gerek de yok çünkü bu balığı ben evimde besliyorum. Her gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, ıslık çalıyorum dönüp geliyor, alıp eve götürüyorum..'
'Tamamen palavra..!' demiş polis müdürü, 'Balıklar bu dediğinizi yapamaz..'
'İnanın bu gerçek efendim.. İsterseniz göstereyim..'
'Tamam.. Görelim bakalım..'
Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş,
1- Avukatlar milyonlarca kanun maddesini,hatta yönetmelikleri ezbere bilmelidir. 2-Sorununuz hukuki olsun veya olmasın her yer ve saatte onlara danışabilirsiniz. 3- Avukatlar uyumaz,aile düzeni yoktur.O nedenle haftanın her gün ve saatinde aramaktan çekinmeyin.Kadın veya erkek olsun avukatınızı nereye isterseniz çağırın gelirler,gelmezse fevkalade ayıp eder. 4- Her ne kadar Türkiye Barolar Birliği tarafından "danışma ücrete tabidir" dense de inanmayın.Doktorların muayene ücretini mutlaka ödeyiniz ama avukatın ücreti diye bir şey düşünerek strese girmeyin. 5- Yılların bilgi birikimine dayanarak da olsa, sadece iki cümle kurmakiçin para alınmaz.Hele sizi falanca dost göndermiş olduğuna göre sizden hiç alınmaz. 6- Avukat dava masraflarını cebinden yapar.Siz bir de bunu dert etmeyin.Allah'ın avukatlara özel olarak para gönderdiğini hepiniz biliyorsunuz.Türkiye de Allah bu yardımı başka hiçbir meslek mensubuna yapmaz. 7- Dava harçlarının yüksek olması durumunda, bilirkişi ücretini fahiş bulduğunuzda doğrudan onlara kızıp söylenebilirsiniz. 8- Dava aşamasında, mutlaka bildiğiniz tüm avukat, emekli hakim,zabıt katibi ve hatta başından buna benzer bir dava geçmiş olan tüm dostlarınıza ve bakkalınıza danışıp avukatınıza iletin.Onların fikirleri avukat için çok önemlidir. Nasıl olsa işinizin masraflarını o yaptığı için hiç olmazsa hukuki bilgileri de siz ona aktarın. 9-İşin başında size davanızı kazanmanın çok zor olduğunu, hatta haksız olduğunuzu söylemiş olsa bile, dava kaybedildiğinde bu gene de sadece avukatın suçudur. 10- Siz adam öldürmüş olabilirsiniz ama beraat kararı alamayan avukat hatalıdır. 11- Boşanma davanıza bakıyorsa eğer saat başı arayıp konu ile ilgili veya ilgisiz son gelişmeleri lütfen ona bildirin. Kayınvalidenizin görümcenize dedikleri, sabahı beklemeyecek kadar acildir avukat için. 12-Davanız uzayabilir.Bu durum hakim değişikliği, bilirkişinin raporunu geç vermesi,duruşma tarihinin uzun aralıklarla verilmesinden kaynaklansa da iktidarı ele geçirip bunları düzeltmediği için yine avukat sorumludur. 13- Davanıza bakan hakimi veya savcıyı tanıyan bir yakınınız var ise mutlaka onu devreye sokun, böylece probleminizi avukatsız çözebilirsiniz.Zaten hakim ve savcılar da sizden bunu beklerler ve bu çok hoşlarına giden bir yoldur. 14- Davanızda göstereceğiniz tanıkların ne bildiğinin bir önemi yoktur.Kanuna aykırı olsa da avukat, sizin için onlara ne diyeceklerini öğretmelidir. 15- Bir borcunuz dolayısıyla hakkınızda bir icra takibi yapılmışsa bunun tek sorumlusu alacaklınızın avukatıdır.Bu avukat evinize veya işyerinize hacze geldiğinde ona dilediğinizi yapma hakkınız vardır.Küfür edin, tehdit edin, dövün hatta öldürün.İşte bu konuda özgürlüklerin en genişine sahipsiniz. 16-Karşı tarafın avukatı, artık meslektaşımız değil bizim düşmanımızdır,adliye koridorunda onunla sohbet ediyorsak, bu aslında iki yakın arkadaş(belki de sınıf arkadaşı)olmamızın değil,sizi satmış olduğumuzun bir göstergesidir. 17-Avukatınız amerikan filmlerinde görüldüğü gibi, uzun uzun savunma yapmıyorsa, hakimi bir kenara itip, tanıklara kendisi sorular sorarak onların yalanlarını ortaya çıkartamıyorsa beceriksizliğine verin.Hatta bu avukat duruşmaya tam olarak saat kaçta girileceğini bile bilmez, sizi duruşma salonunun kapısında bekletirse onu azledip tazminat isteyin. 18-Sizin işinizi yaparken avukatın tek amacı adalet, daha doğrusu sizin için adalet olmalıdır.Ona para teklif etmenize gerek yoktur.Avukat başka işlerden kazanır parasını.Kumarmış, kadın veya beyaz zehir size ne, nerden kazanırsa kazansın önemli olan size bedava çalışmasıdır.hatta isterseniz öğlene doğru gidin de size yemek ısmarlasın.
Bu sezonun başından beri süper lig maçlarında kulaklık uygulamasına geçen
hakemlerimiz arasında maç sırasında ilginç diyaloglar gelişiyor. Orta hakem, 2
yardımcı hakem ve dördüncü hakem arasında geçen diyaloglarda pozisyonların
ilginç tartışma ve değerlendirmeleri yapılıyor.
Hakemler arasındaki en ilginç diyalog daha maçın başındaki İstiklal Marşı
sırasında gelişiyor. 4 hakemin de kulağında kulaklık olması ve birbirlerinin
sesini net olarak duymaları nedeniyle, marşı yüksek sesle okumamaları isteniyor.
Genellikle marş öncesi orta hakem sessiz bir şekilde arkadaşlarını "Beyler
İstiklal Marşı, lütfen yüksek sesle okumayalım, patlıyor, kulaklarımız gidiyor,
play back, play back okuyalım" diye uyarıyor.
İşte hakemler arasında gelişen diyaloglar
:
Bir geri pas sırasında yardımcı hakemden orta hakeme :
"Abi eline alırsa kesin geri pas olur...Abi geliyo toooop....Abi eline
alıyooooooo...Abi geri paaaaaas"
Orta hakemden, yardımcı hakeme : "Ya yavrum bir tepki ver. Faul mu devam
mı ?..Hiç olmazsa konuş oğlum, niye kulaklığın var...Konuuuuuuş"
Orta hakemden, 4. hakeme : - Üç iyi mi ? - Abi kim iyi mi ?. Sakatlık
mı var ? - Evladım saat, saat !.. 3 dakika iyi mi ? Soranda kabahat zaten,
göster göster...
Yardımcı hakemden orta hakeme : -Adama bak şu golü atamadı
hocam... -Boş kaleye atamadı beeee....
Çizgi üzerinde giden bir pozisyonda yardımcı hakem- orta hakem diyaloğu
: - Çıkmadı babacığım...Çıkmadı abiciğim. Devam devam... - İyi bak yavrup,
iyi bak... - Vallahi çıkmadı hocam devaaaam... - Akşam TV'den
bakarım...İnşallah çıkmamıştır.. Yoksa var yaaaaaaa...
Yardımcı hakem- orta hakem diyaloğu... :
- Abi hareket sarı kart - Yok canım abartma, bizi mi
yakacaksın...Pozisyona çok yakınım, karışma...
Büyük şirketlerden birisinin genel müdürü, gerçek bir klasik müzik aşığıymış.
Günlerden
bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. Vereceği konserin en önemli
parçası da Schubert'ın ünlü 'Bitmeyen Senfoni' siymiş'. Genel müdür bu
eseri dinlemek için çok hevesli olmasına rağmen, işi nedeni ile,
konsere gidemeyeceğinden, gelen davetiyeyi şirketin verimlilik uzmanına
vermiş ve;
'Lütfen bu konsere git ve bana izlenimlerini aktar' demiş.
Genel müdürden aldığı talimatla, konsere giden verimlilik uzmanından, ertesi gün
bir değerlendirme raporu gelmiş.
Sayın Genel Müdürüm diye başlıyormuş.
1- Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. Bunların sayısı azaltılırsa konsere daha çok katkıda bulunurlar.
2-
Orkestrada on iki kemancı var. Bunların hepsi aynı anda hareket
ediyorlar, ve aynı notaları seslendiriyorlar. Bence ciddi bir
yanlışlık. Kesinlikle personel tasarrufu yapılmalıdır.
3-Onaltılık notalara ağırlık verilmiş. Doğrusu büyük ziyan. Seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz.
Bu
nedenle; onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar
yerine, sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler
kullanılmalıdır.
4-Yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli
sazlarla aynen tekrarlanıyor. Bu durum gereksiz tekrardan başka bir şey
değildir. Dolayısıyla; tekrarlar önlendiğinde, iki saatlik konser yarı
yarıya inecektir.
Özet olarak sayın genel müdürüm; eğer Schubert bu önlemleri alsaydı 'Bitmemiş Senfoni' kesinlikle biterdi.
Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10$dan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam,binlerce maymunu 10$ dan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken adam tanesine 20$ vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25$a çıkarmış. Ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. Bunun üzerine adam fiyatı 50$ a çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; Şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35$ dan satayım,siz de adam gelince ona 50$ dan satarsınız. Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı ne de yardımcısını bir daha gören olmamış. Şimdi borsanın nasıl çalıştığı hakkında biraz bilgi sahibi olmuşsunuzdur.